banner

BAŞKAN AKTAŞ’ın MÜJDELERİ ve KONUŞULMAYANLAR

Yazar

Alinur Başkan Bursa’ya geçen haftaki duyurusu ile müjdelerini verdi.
Açıklanan projeler, kimi kesim tarafından eleştirildi, kimi kesim tarafından alkış aldı. Bursa’nın ihtiyacı
sadece Millet Bahçeleri mi diyen de vardı, yapılması iyi olur diyen önemli bir Ak Parti kesimi de. Kısıtlı
imkanlar bazen birşeylere el atmanızı engelleyebilir. Siyaset, bağlı olduğu veya başında bulunduğu
kurumu direk bağlar, ayrı düşünemezsiniz. Netice’de Yerelin mülki amiri siz olsanızda tabii ki bağlı
olduğunuz kişi veya makam bilgi ve sonunda hesap vermenizi gerektirir.
Bursa gündemi, bugünleri hareketli geçirirken diğer önemli bir konuda Atatürk Spor Salonu ve Yüzme
Havuzu’nun yıkılması ile boşalacak kısmın Millet Bahçesi’nin sınırlarına dahil edilmesiydi.
Bir Bursalı olarak duygusal düşünce ve mantıksal düşünce ile bir bağlantı kuararak “haksızlık etmeden
özeleştiri yapmanın objektif bir bakış açısı” olduğunu düşünüyorum.
Bu konunun duygusal boyutu ile birçok Bursalı gibi düşündüğümde, eski stadın yıkılmasına karşı
olanlardan biri olarak bugün Atatürk Spor Salonu’nun ve Yüzme Havuzunun da yıkılmasını asla
istemezdim.Eski stadın ufak tefek tamiratlarının yapılması ile buranın, Bursa Amatör Futboluna
hizmet etmesi verilebilecek en doğru karardı. Kaldı ki bugün yıkım kararı verilmek üzere olan Atatürk
Spor Salonu ve Yüzme Havuzu için de benzer şekilde uygulamalara terk edilebilirdi.
Neden?
Maneviyat dediğiniz, bugünkü yöneticilerimizin en üstünden tutun da ta ki en alt yöneticisine kadar
“kutsal bir kavram”. Öyle ki hemen hemen tüm söylemlerde bu gibi hassasiyetlere çoğu
konuşmalarda şahitlik ediyoruz.
Peki maneviyat derken Bursa’nın bu kadar yıllık tarihi, futbol gibi, basketbol gibi millet olarak önem
verdiğimiz, sosyal tabanımızın en önemli zevki, uğraşı, meşgalesi olan bu tür aktivitelerin geçmişi bu
kadar önemsiz mi?
Hatıraları canlı tutmak adına, tarihi canlı tutmak adına Tofaş’ın devleştiği, genç erkek ve kızların
voleybol turnuvalarında ter döktüğü, birçok liseler arası Basketbol müsabakalarının yapıldığı, bugün
Bursaya yön veren sanayicilerinin gençliklerinin birçok hatırasını içinde barındıran ve birgün gelip
çocuklarına, yaşadıkları o günleri tekrar yaşatmak ve hiç olmazsa göstermek isteyen anne-babaların
içlerine su serpmek adına bu karar alınmamış olsaydı daha doğru olmaz mıydı?
Mantıksal açıdan bakalım;
Evet Bursa bir Millet Bahçesine kavuştu. Alan açısından gayet de yeterli bir alandı ve ilave bir alana
ihtiyaç yoktu. Neye dayanarak diye sorarsanız mantık şunu söyler; Zaten hemen yanıbaşında bulunan
Kültürpark sosyal alan için bugüne kadar Bursa nüfusunu barındırmış ve barındırmaya da devam
ederken, herhangi bir kalabalıklığa yada itiş-kakışa mahal vermezken, böyle bir ilave alana ihtiyaç
yoktu.
Kaldı ki; Alinur Başkan’ın yeni projelerinde, Bursa için yeni birçok Millet Bahçesi müjdesi varken.
Bir de gerçekler var..

Düşünün bir evvelki yönetimden moda tabir ile “enkaz” devralmışsınız. Kasa tamtakır. Detaylı ve
önemli sayılabilecek bütçesi yüksek bir yapıyı ya da katma değeri hayata geçiremiyorsunuz?
Ne yapardınız?
Elleriniz kollarınız bağlı, boyunuzu aşan borçlarınız ile baş başasınız ve ödeme yükümlülüğünüz ile
sorumlusunuz.
İşte bu yapılanlar, halka yönelik, nefes alınabilecek, günün stresinden uzaklaşıp, sosyal ilişkilerin
geliştirilebileceği, yürüyüş alanları ile huzurlu dakikalar geçirebileceğiniz, çok bütçe ayırmadan
yapabileceğiniz en makul ve fayda nitelikli girişimlerdir.
Daha önce de bu satırlardan okudunuz. Bugün Büyükşehir, son derece kısıtlı imkanlar ile olabilecek
olanı maksimum bir çaba ile yapmaya çalışıyor. En azından niyetler salihtir.
Evet eleştirelim..
Ancak Bursa Türkiye’nin en kalabalık ve en önemli kentlerinden biri. Fotoğrafın tamamına bakmak
tüm Bursa Büyükşehir şemsiyesi içinde, dışarıdan yağan yağmurun yanında içeride kuru kalanları da
görmezden gelmek olmamalıdır.
Örnek mi? İşte Mustafakemalpaşa Belediyesi….
MUSTAFAKEMALPAŞA’YA BAŞKAN KANAR İMZASI
Göreve geldiği günden bu yana takip ettiğim Belediye Başkanları ve bulundukları ilçeye yararlı
projeler üretip hayata geçirenler arasında önemli isimlerden biri de Mustafakemalpaşa Belediye
Başkanı Mehmet Kanar.
Bugüne kadar bu satırlardan başarıları ve hayata geçirdikleri projeler için tek satır yazmadım. Bu takip
etmediğim anlamına gelmez. Onlarca projeye, kısa zamanda ekibi ile imzasını attılar. Meğerse
Mustafakemalpaşa’da yapılması gereken ne çok şey varmış demekten kendimi alıkoyamadım.
Onlarca proje bir tarafa son başlattığı “Gençleri köye geri döndüren örnek proje” gerçekten iyi
düşünülmüş hem konsepti, hem bölgeye getireceği istihdam, hem de belki Türkiye’ye örnek
olabilecek bir “Pilot Proje”..
Kısaca bilgi vermekte fayda görüyorum çünkü Türkiye halihazırda “demografi” nin bilinmezleri
yaşıyor.
Mustafakemalpaşa’da tarımla ilgili de büyük bir dönüşüm yaşanıyor. Belediye Başkanı Mehmet
Kanar tarafından kurulan Tarımsal Hizmetler Müdürlüğünün iklim, coğrafi koşullar, sulama sorunu ve
yaban domuzları nedeniyle uzun yılladır atıl duran tarım alanlarında yapılan analizler sonucu bölgeye
uygun, maliyeti düşük geliri yüksek ürünlerin ekimi yapıldı. Gençlerin yeniden köye dönüşlerini
başlatan uygulamanın ilk yapıldığı pilot Kilik Köyü’nde bamya hasadı heyecanı yaşanıyor.
Başkan Mehmet Kanar, Mustafakemalpaşa adının Türkiye’nin en önemli tarım markası olması için
Tarımsal Hizmetler Müdürlüğünü kurarak emsali olmayan örnek bir çalışmaya imza attı. Başkan
Kanar, birçok nedenden dolayı atıl bırakılan tarım arazilerinde ekiplerine verdiği direktifle özel bir
çalışma yaptırarak bölge şartlarına elverişli, maliyeti düşük, geliri yüksek ürünleri tespit etti. Bu

kapsamda pilot köy olarak belirlenen ilçenin tarihi Osmanlı köyü Kilik’te çok uzun yıllardır atıl duran
tarım arazilerinde bamya ekimi yapılarak önemli bir gelir kapısını açtı. Bamya ekimi yapılan Kilik
köyünün atıl tarım arazileri şimdi çiftçilerin umudu oldu.
Tarımsal Hizmetler Müdürlüğünde görevli ziraat mühendisleri, ilçeye 24 km uzaklıktaki Killik
mahallesinde, en az seviyede su ihtiyacı olan ve yaban hayvanlarının zarar vermediği bamya ile Nisan
ayında başlayan proje gençlerinde kentten köye dönüş yolunu açtı.
Atıl durumdaki tarım arazilerinin üretime kazandırılması için çalışmalar yaptıklarını belirten
Mustafakemalpaşa Belediye Başkanı Mehmet Kanar, “Tarlada izi olmayanın harmanda yüzü olmaz.
Merkezden kırsala tüm gençlerimizin her zaman yanındayız. Gelecek nesillere iyi imkanlar sunmak
için gayret ediyoruz. Atalarımızdan bize yadigar kalan bu toprakları iyi işleyip iyi ürünler
yetiştirmek bizim en büyük görevimizdir. Gençlerimizin kentten köye geri dönüşünü sağlayarak
tarımsal üretime katkı sağlamalarını istiyoruz” derken aslında tüm Türkiye’ye toplumsal bir mesaj
veriyordu.
Başkan Kanar, emek harcanan yerden gerekli ürünün elde edileceğine vurgu yaparak “Yıllarca verim
alınamayan arazilerden bugün bereket fışkırdığını görüyoruz. 50 dekar alanda düşük maliyet, iş
gücü ve az miktarda su ile yetiştirilen bamya önümüzdeki haftadan itibaren hasat dönemine
giriyor. Artık Killik mahallemizde bamya üretimi artacağı gibi çiftçilerimizin gelirlerinde büyük artış
olacak. Bamya ile başlayan projemiz başka ürünlerle sürdürülecek. Çiftçilerimize hayırlı olsun.
diyerek, uygulamaya konan projenin bir dönem şehirlere umut için gidenlerin kendi topraklarına geri
dönerek harcadıkları enerjiyi başka kanala çevirmelerini öneriyordu.
Gün geçtikçe kalabalıklaşan Metropol hayatı, köyden kente göç edenlerin ilk zamanlarındaki gibi değil
bugün. Özellikle son yaşadığımız ve içinde bulunduğumuz “Pandemi” süreci bunun adeta bir
“sağlaması” gibi oldu. Evde kal süreci, açık hava alanlarını kıymetleştirirken, hepimizin evlerimizde
hesap yapmasını, harcamalarımızı kontrol etmemizi ve yaşam standartlarımızı sorgulattı.
Sokağa çıkma yasakları, beslenme endişesini market raflarına hücum ederek gösterirken,
İnsanoğlu’nun kimseye bağlı kalmadan kendi ürettiklerini gıda olarak kullanması gerekliliğini de
kıymetlendirdi.
Umarız Başkan Kanar’ın bu projesi, bugüne kadar geçim derdi ile terk edilen tarım arazilerinin
kıymetlenmesini, üç kuruşa şehirlerde efor sarfeden genç vücutların önce ev ekonomisine, sonrasında
ülke ekonomisinde katkı anlamında tekrar eski “kırsal gücümüzü” kazanmamıza ve bunu
kullanmamıza bir vesile olur.
Başkan Kanar’ı ve bu değerli projelerde emeği geçen tüm ekip arkadaşlarını tebrik ediyor ve
başarılarının devamını diliyoruz.
KORONAVİRÜSTE YENİ UYGULAMA
Yılın ikinci ayından bu yana Dünya’yı ve Türkiye’yi derinden etkileyen Koronavirüs süreci gündemin
ağırlıklı ve hassas noktası olmaya devam ediyor.

Bu sürecin tedavi amaçlı uygulamaları tüm Dünyada bir yarış haline dönüşmüşken, farklı ülkelerden
gelen vaka haberleri, aslında ne kadar korkutucu ve ne kadar ciddi bir sağlık tehdidi altında
olduğumuzu gösteren en açık kanıt niteliği taşıyor.
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Dr. Tedros Adhanom Ghebreyesus tarafından yapılan son
açıklama ise tehlikenin artarak devam ettiğinin bir göstergesiydi. Örgütün İsviçre’nin Cenevre
kentindeki merkezinde yaptığı açıklamada koronavirüs salgınıyla ilgili tedirgin edici ifadeler kullanan
Dr. Tedros açıklamasında, “En kötüsü henüz gelmedi. Bunu söylediğim için üzgünüm ama bu tür
ortam ve koşullarda en kötüsünün gelmesinden endişeliyiz” dedi.
Türkiye’de ise Sağlık Bakanlığı, “Normalleşme Döneminde Sağlık Kurumlarında Çalışma Rehberi”ni
güncelleyerek yeni korona virüs kurallarını belirledi.
Yeni Çalışma Rehberine göre bizlerin de bilmesi gerekenler var. Kısaca üzerinde duralım;
Buna göre, artık vaka sayıları cerrahi müdahalelere de yansıyacak. Vaka görülme sıklığı yüzde ikinin
altında olan bölgelerde cerrahi işlemlerde Kovid-19 testi istenmeyecek.
Güncellenen rehber uyarınca, cerrahi işlem öncesi hasta ve hasta yakını Kovid-19 bulguları açısından
sorgulanacak. Eğer kişi hastalık mikrobunun taşıyıcısıysa ya da hastalıkla ilgili belirtiler göstermiyorsa
bu kişilerde tarama amaçlı Toraks BT istenmeyecek.
Ancak vaka görülme sıklığına bakılmaksızın biyolojik ajan kullanan hastalardan, tüm cerrahi branşların
A grubu ameliyatları ve ilaveten plastik cerrahinin ve KBB’nin baş-boyun, göğüs cerrahisi gerektiren
hastalar… Kanser cerrahisi planlanan hastalar, transplantasyon yapılacaklar ile genel anestezi
gerektiren cerrahi hastalardan PCR testi istenecek. Hastalık mikrobunun taşıyıcısı olup bilinen veya
şüphe edilen Kovid-19 hasta ile teması olmayan hastalarda son 14 gündeki yeni vaka görülme
sıklığının yüzde 2’nin altında olduğu bölgelerde test önerilmeyecek.
Bu oran son 14 gün içindeki toplam yeni vaka sayısının risk altındaki nüfusa oranı şeklinde
hesaplanacak. Ancak bu hastalar son 14 gündeki yeni vaka görülme sıklığının yüzde 2’nin üstünde
olduğu bölgelerde ise test önerilecek.
Yeni uygulama Kimlerden Test istemeyi öngörüyor?
Kemoterapi ve radyoterapi uygulanan, kemik iliği nakli yapılan, son üç ay içerisinde biyolojik ajan
kullanan, tüm cerrahi branşların A grubu ameliyatları ve ilaveten plastik cerrahinin ve KBB’nin baş
boyun cerrahisi gerektiren hastalardan, kalp cerrahisinde kardiyopulmoner pompaya girmeyi
gerektiren tüm hastalardan, göğüs cerrahisi gerektiren hastalardan, çene cerrahisi hava yolu
cerrahisi, kanser cerrahisi planlanan hastalardan, transplantasyon yapılacak tüm hastalardan, genel
anestezi gerektiren cerrahi hastalardan Kovid-19 Rehberi Olası Kovid-19 vaka tanımına uyan veya bu
hastaların temaslılarından son 14 gündeki yeni vaka görülme sıklığına bakılmaksızın işlem öncesi PCR
(kişinin vücudundaki virüsün varlığını ve vücudun enfeksiyona nasıl yanıt verdiğini gösteren test) test
önerilecek.

Article Tags:
Article Categories:
Ferruh Varanoğlu · Yazarlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Shares