Türkiye ekonomisinin 2025’te yüzde 3,6 büyüdüğünü hatırlatan Matlı, aynı dönemde tarım sektöründe yaşanan yüzde 8,8’lik daralmaya dikkat çekti. Bu tablonun tarımda yapısal dönüşüm ihtiyacını daha görünür hale getirdiğini söyledi.
“Büyüme tüm sektörlere dengeli yansımadı”
GSYH’yi oluşturan faaliyetler incelendiğinde inşaat sektörünün yüzde 10,8, bilgi ve iletişim faaliyetlerinin yüzde 8, sanayinin ise yüzde 2,9 oranında büyüdüğünü belirten Matlı, ekonomik büyümenin tüm sektörlere dengeli şekilde yansımadığını ifade etti.
Matlı, gıda arz güvenliğinin teminatı olan tarım sektöründeki daralmanın, uzun vadeli ve kapsamlı politikalara ihtiyaç olduğunu gösterdiğini vurguladı. Sürdürülebilir kalkınma için sektörler arası dengenin önemine işaret etti.
“Tarım stratejik bir sektördür”
Kişi başına düşen GSYH’nin 18 bin 40 dolar seviyesine yükseldiği bir tabloda tarımın bu ölçüde daralma göstermesinin dikkatle ele alınması gerektiğini belirten Matlı, bu sürecin bir fırsat olarak değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.
Girdi maliyetlerinden üretim planlamasına kadar uzanan başlıklarda bütüncül çözümler geliştirilmesi gerektiğini dile getiren Matlı, tarımın savunma sanayisi gibi stratejik bir sektör olduğunun altını çizdi. Sürdürülebilir gıda üretiminin ekonomik bağımsızlık ve toplumsal refah açısından kritik önemde olduğunu söyledi.
Gıda arz güvenliği vurgusu
Bursa Ticaret Borsası olarak Gıda İhtisas OSB gibi projelerle katma değeri artırmaya yönelik çalışmalar yürüttüklerini belirten Matlı, savunma sanayisinde hayata geçirilen milli teknoloji hamlesinin tarım için de model olabileceğini ifade etti.
Üreticiyi destekleyen, gençleri yeniden tarıma yönlendiren ve tarımsal katma değeri artıran reformların hayata geçirilmesi gerektiğini vurgulayan Matlı, tarımsal destek mekanizmalarının stratejik yatırım perspektifiyle güçlendirilmesinin sektörün sürdürülebilirliği açısından kritik olduğunu söyledi.
Matlı, üretimde yaşanan her kaybın ilerleyen dönemde enflasyon baskısı olarak geri dönebileceği uyarısında bulundu.





Yorumlar