Haber: Zeynep Sude YAVUZ
Türk Tarih Kurumu, Türkiye Bilimler Akademisi, Bursa Uludağ Üniversitesi ve Yıldırım Belediyesi iş birliğiyle düzenlenen program, akademi ve tarih dünyasını bir araya getirdi.
Barış Manço Kültür Merkezi’nde başlayan sempozyumda alanında uzman akademisyenler ve araştırmacılar, Osmanlı’nın kuruluş süreci ile Bursa’nın fethine ilişkin önemli sunumlar yapacak. Ayrıca programda, tarihi belgeler ve yeni araştırmalar ışığında kentin geçmişine dair kapsamlı değerlendirmeler paylaşılacak.

“Bursa’yı Anlamak, Onu Var Eden Ruhu ve Hikâyeyi Anlamaktan Geçer”
Sempozyumun açılışında katılımcıları selamlayarak konuşmasına başlayan Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, Bursa’nın tarihsel derinliğine vurgu yaparak şunları söyledi:
"Değerli misafirlerimiz ve sevgili kardeşlerim; öncelikle hepinizi hürmet ve muhabbetle selamlıyorum. Osmanlı’nın Kuruluşu ve Bursa’nın Fethi Sempozyumu’na hepiniz hoş geldiniz, sefalar getirdiniz. Bursa’nın fethinin 700. yılı münasebetiyle; Yıldırım Belediyesi olarak Türk Tarih Kurumu, Türkiye Bilimler Akademisi ve Bursa Uludağ Üniversitesi ile gerçekleştirdiğimiz bu iş birliği için teşekkür ediyorum. İki gün sürecek olan bu anlamlı sempozyumun, geçmişten bugüne uzanan köklü bir medeniyetin izini sürmek, onu doğru anlamak ve geleceğe taşıma sorumluluğunu yeniden hatırlamak adına güzel bir vesile olacağına inanıyorum. Zira bu şehri anlamak; onu var eden ruhu, inancı ve hikâyeyi anlamaktan geçiyor" dedi.
“Bursa’nın Fethi Bir Toprak Parçasından Ziyade Gönül Fethidir”
Şehirlerin medeniyet tasavvurundaki yerine değinen ve Bursa’nın bu noktadaki müstesna konumuna dikkat çeken Yılmaz, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Kıymetli misafirlerimiz, sevgili gençler; şehirler medeniyetin özüdür, özetidir. Kimi şehirler yolların kesiştiği noktada, kimisi bir deniz kıyısında, kimisi bir dağın eteğinde kurulmuştur. Kimi ticaretin kalbi, kimi ilmin merkezi ya da sanatın yurdu olarak anılmıştır. Ama bazı şehirler vardır ki medeniyetlerin doğduğu, kök saldığı ve dünyaya yön verdiği mekânlardır. İşte Bursa, tam da böyle bir şehirdir. 'Osmanlı’nın dibacesi' olarak alınan bu müstesna kent, koca bir medeniyetin inşa edildiği büyük bir merkezdir. Osmangazi’nin hayalini kurduğu, Orhangazi’nin fethetmekle şereflendiği Bursa, 1326 yılında bir zaferle ve bir istikametle buluşmuştur. Bursa’nın fethi, kutlu bir zaferin ötesinde bir çağ kapısının aralanmasıdır. Bu, bir topraktan ziyade aslında bir gönül fethidir" diye konuştu.
“İnsanı Yaşat ki Devlet Yaşasın Anlayışının Kadim Şehri”
Bursa’nın bir "ilkler şehri" olduğunu ve vakıf medeniyetinin en güzel örneklerini barındırdığını ifade eden Başkan Yılmaz, şu ifadeleri kullandı:
"Bu topraklar; antik dönemden Selçuklu’ya, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan köklü bir tarihin birikimi üzerine inşa edilmiştir. Bununla birlikte Bursa; Osmanlı’nın ilk başkenti olmasının yanı sıra ilmin, ticaretin, sanatın ve şehirleşmenin de öncüsü olmuştur. İlk Osmanlı parası buradan basılmış, ilk hastane burada açılmış, ilk çini burada hayat bulmuş ve bu kadim şehir vakıf medeniyetinin en güzel örnekleriyle donatılmıştır. Altı padişahın ve yirmi şehzadenin ebedi istirahatgâhı olan Bursa, aynı zamanda bir ruhun taşıyıcısıdır. O ruh adalettir, o ruh merhamettir; o ruh 'insanı yaşat ki devlet yaşasın' anlayışıdır" sözleriyle dikkat çekti.
“Mazisiyle Bağı Zayıf Olanın İstikbali de Zayıf Olur”
"Bu aziz şehrin kalbinde yer alan Yıldırım ise bu medeniyet tasavvurunun en önemli merkezlerinden biridir. Yıldırım Bayezid Han’ın adıyla anılan bu güzel topraklar; külliyeleriyle, darüşşifasıyla, ilim yuvalarıyla önemli bir medeniyet merkezidir. Ecdadımız Bursa’yı fethederken sadece surları aşmadı, gönülleri de kazandı. Çünkü onlar için fetih sadece toprak almak değil, ihya etmekti; hükmetmek değil, adaletle yaşatmaktı. Bugün bize düşen görev ise bu büyük mirası yalnızca anmak değil; anlamak, yaşatmak ve yarınlara taşımaktır. Çünkü biliyoruz ki mazisiyle bağı zayıf olanın istikbali de zayıf olur. Köklerinden kopan bir şehir, ruhunu da kaybeder. İşte bu şuurla, Yıldırım Belediyesi olarak Bursa’nın fethinin 700. yılında 'Beylikten Cihan Devletine' şiarıyla düzenlediğimiz bu sempozyum, gayretimizin ilmi zemini niteliğindedir" şeklinde konuştu.
“Tarihini Bilen Milletler Yönünü Kaybetmez”
Sempozyuma katkı sunan paydaşlara teşekkür ederek konuşmasını sonlandıran Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, vefa vurgusu yaparak şunları kaydetti:
"İki gün boyunca alanında uzman akademisyen ve araştırmacılarımız; Osmanlı’nın kuruluşunu ve Bursa’nın fethini farklı yönleriyle ele alacak ve bizlere yeni bir bakış açısı kazandıracaklar. Kıymetli misafirlerimiz; tarihini bilen milletler yönünü kaybetmez. Şehrin ruhunu koruyanlar kimliğini yitirmez. Medeniyetine sahip çıkanlar istikbalini başkalarına teslim etmez. Bizler şehrimizin ve ülkemizin tarihine sahip çıkmayı bir görev değil, bir vefa borcu olarak görüyoruz. Bursa’nın emanetini taşımayı ise bir sorumluluk değil, bir şeref olarak kabul ediyoruz. Bu vesileyle sempozyuma katkı sunan kıymetli akademisyenlerimize, araştırmacılarımıza ve siz değerli misafirlerimize gönülden teşekkür ediyorum. Temennimiz odur ki; bu sempozyum fetih ruhunu yeniden idrak etmemize vesile olsun ve geçmiş ile gelecek arasında güçlü bir köprü oluştursun. Bursa sizinle güzel diyor, hepinizi Allah’a emanet ediyorum" dedi.

“Bursa Sadece Bir Şehir Değil, Bir İdeal’in Filizlendiği Topraklardır”
Sempozyumun açılışında, Bursa tarihi üzerine yaptığı uzun soluklu çalışmalara değinerek duygularını paylaşan Bursa Uludağ Üniversitesi Rektör Vekili Cafer Çiftçi, şunları söyledi:
"Bursa’nın fethi münasebetiyle düzenlenen sempozyuma hepiniz hoş geldiniz, sefalar getirdiniz. Sunucumuzun belirttiği vasıfları ne kadar taşıyorum bilemem ama otuz yılı aşkındır Bursa tarihi üzerinde çalışan birisi olarak bugün bu konuşmayı yapmak beni oldukça duygulandırdı. Aslında bugün Rektör hocamız burada bu konuşmayı gerçekleştirecekti; ancak kendisinin şehir dışında olması hasebiyle bu vazife bana nasip oldu. Bu vesileyle hocamızın selamlarını da sizlere aktarmış olayım. Bugün burada; asırlar öncesinde temelleri atılan ve kökleri derinleşen bir medeniyetin oluşumuna tanıklık eden kadim şehrimiz Bursa’nın fethinin 700. yılı münasebetiyle bir aradayız" dedi.
“Bu Fetih, Adaletin ve Hoşgörünün Filizlendiği Bir Çağın Başlangıcıdır”
"Orhan Gazi tarafından 1326 yılında fethedilen Bursa; sadece bir şehir değil, aynı zamanda bir medeniyetin başkenti olacak şekilde bir ruhun ve bir idealin filizlendiği topraklar olmuştur. Bu fetih, sadece bir toprak parçasının alınması değil; adaletin, hoşgörünün, idealizmin ve estetiğin filizlendiği yeni bir çağın başlangıcıdır. Kısa sürede Ön Asya’dan, Türkistan’dan ve Anadolu’nun farklı yerlerinden şehre gelen dervişler, ilim erbabı ve ticaret erbapları sayesinde büyüyen bu kadim kent, Osmanlı’nın ilk şehir örneğini oluşturacak bir yapılanmayı dünyaya sunmuştur" diye konuştu.
“Venedikli ve İranlı Tüccarların Buluştuğu Küresel Bir Ticaret Merkezi”
"Şehrimiz, Orhan Gazi ile başlayan ve takip eden beş Osmanlı padişahının inşa ettiği vakıf eserleriyle, imaretlerle her geçen gün büyümüştür. Sadece kültürel anlamda değil, ticaret erbabının hareketliliğiyle de uluslararası bir merkez haline gelmiştir. Bugün Bursalıların yakından bildiği Vali Bey Hanı’ndan Gökdere Bulvarı’na kadar uzanan yaklaşık bir buçuk kilometrelik mesafede; İtalya’dan, Venedik’ten, Cenova’dan ve Floransa’dan gelen tüccarların, İran’ın Gilan bölgesinden ve çok uzak sahalardan gelenlerle karşı karşıya gelip ticaret yaptığına şahitlik edilmiştir. Bugün dahi o yoğunlukta yabancı tüccarı bir arada görmenin zor olduğu müthiş bir ticari süreçte şehir, hem iktisadi anlamda gelişmiş hem de sanat anlamında zenginleşmiştir" ifadelerini kullandı.
“Görevimiz Bu Mirası Gelecek Kuşaklara Aktarmaktır”
700 yıllık tarihi mirasın korunması ve bilimsel çalışmalarla desteklenmesi gerektiğini belirterek konuşmasını sonlandıran Prof. Dr. Cafer Çiftçi, şu noktaya dikkat çekti:
"Bugün Bursa’ya baktığımızda, yedi yüz yıllık süreç içerisinde inşa edilen o abidevi eserlerin hepsinin hâlâ ayakta durduğunu gözlemleyebiliyoruz. Bizim bu saatten sonra yapmamız gereken; bu eserleri korumak, bırakılan mirası araştırmak, incelemek ve gelecek kuşaklara en doğru şekilde aktarmaktır. İşte bu sempozyum da aslında tam olarak bu amaç doğrultusunda gerçekleştiriliyor. Umut ediyoruz ki sempozyum kapsamında yapılan sunumlar ve konuşmalar, Bursa’nın fethi üzerine yapılacak yeni tarihi araştırmalara vesile olacaktır. Sözlerimi daha fazla uzatmadan, bu değerli organizasyonda emeği geçen herkese teşekkürlerimi sunuyorum" dedi.

“Sayın Valimizin Selamlarını ve Bu Müstesna Günün Ehemmiyetini İletiyorum”
Bursa Valisi Erol Ayyıldız’ın selamlarını ileterek ve organizasyonun önemine binaen valilik makamının gösterdiği hassasiyeti belirterek söze başlayan Vali Vekili Hulusi Doğan, şunları söyledi:
"Öncelikle Valimiz Sayın Erol Ayyıldız'ın selam ve sevgilerini iletmek, sizleri selamlamak için burada bulunmaktayım. Valimiz buraya katılmayı çok arzu etti ancak yoğun programı nedeniyle aramızda bulunamadı. Normal şartlarda Sayın Valimiz bir vali yardımcısı görevlendirirdi; fakat konunun ehemmiyetine binaen, o eksikliği kapatalım düşüncesiyle iki vali yardımcısını birden görevlendirdi. Yine de o boşluğu bizlerin kapatması mümkün değil. Saygıdeğer konuklar, kıymetli hocalarım ve sevgili öğrenciler; gerçekten de Yıldırım Belediye Başkanımızı gönülden kutluyorum. Kendisi bu konuda çok kıymetli çalışmalara imza atıyor" dedi.
“Ecdada Layık Birer Evlat ve Torun Olmanın Göstergesi”
"Sayın Başkanımız, ecdada layık bir torun olduğunu göstermek amacıyla; Osmanlı’nın kuruluşunun ve Bursa’nın fethinin 700. yılını kutlama vesilesiyle bu sempozyumu düzenliyor. Geçmişte çok büyük sıkıntılar ve cefalar yaşamış, birçok şehit ve gaziye mal olmuş bu toprakları bizlere devreden atalarımıza layık birer evlat olma gayretindeyiz. Şu an özgürce ve sefa içerisinde yaşadığımız bu vatan, o büyük mücadelenin eseridir. Unutmamalıyız ki tarih tekerrürden ibarettir. Atalarımızın sergilediği bu güzellikleri ve özellikleri anlayacak bir tarih bilinci oluşturmadığımız takdirde, gençlerimiz bu ruhu gelecekte yaşatamazsa; devleti koruma ve devam ettirme noktasında sıkıntılar yaşayabiliriz" diye konuştu.
“Bursa’ya Atılan Manevi Tohum Yedi Yüz Yıldır Sökülemedi”
"Atalarımız Osman Gaziler, Orhan Gaziler ve tüm Osmanlı hanedanı, o dönemdeki manevi liderlerle birlikte bizlere öyle güzel bir ülke, öyle muazzam bir il bırakmışlar ki; burada yaşarken müthiş bir manevi haz duyuyoruz. Ben daha önce 16 farklı görev yerinde, Türkiye’nin her yerinde hizmet ettim; ama Bursa’nın manevi hazzı bambaşka. Yedi yüzyıl önce burayı fethederek yurt edinen atalarımız, sadece bir devlet kurmakla kalmamış, buraya öyle bir manevi tohum atmışlar ki çok şükür yedi yüz yıldır bu millet bu topraklardan asla sökülüp atılamamış, hakimiyetini daim kılmıştır" sözleriyle dikkat çekti.
“Bu Sempozyum Geleceğin Gençliğine Işık Tutacaktır”
Sempozyuma katkı sunan kurum ve kuruluşlara teşekkür ederek konuşmasını tamamlayan Vali Vekili Hulusi Doğan, değerlendirmelerini şöyle sonlandırdı:
"Bu vesileyle, başta büyük atalarımız olmak üzere, bu topraklar için şehit olan kahramanlarımızı ve ebediyete irtihal eden gazilerimizi rahmetle anıyorum. Sempozyuma emek veren ve destek sunan Bursa Uludağ Üniversitemize, Türkiye Bilimler Akademisine (TÜBA), katkı ve katılımlarından dolayı Türk Tarih Kurumu Başkanımıza ve Cumhurbaşkanlığı Politikalar Kurulu Başkanımıza şükranlarımı sunuyorum. Öncelikle bu sempozyumun ilimize ve Osmanlı ruhuyla yetişen yeni gençlerimize hayırlara vesile olmasını diliyorum" şeklinde konuştu.

Bursa’nın köklü geçmişini ele alan bu sempozyum, kentin tarihsel önemini bir kez daha gözler önüne sererken, akademik çalışmalar için de önemli bir zemin oluşturacak.





Yorumlar