ZEYNEP SUDE YAVUZ
Çalıştayda, Bursa’nın mevcut su kaynakları, sürdürülebilir su yönetimi politikaları ve geleceğe yönelik planlamalar ele alındı. Etkinlik kapsamında, iklim değişikliği, içme ve kullanma suyu kaynakları, su yönetimi ve çevresel sürdürülebilirlik konularında değerlendirmeler yapıldı.

"Geleceğimiz Suyun Bereketine Emanet"
Konuşmasına suyun medeniyet tarihindeki hayati önemine değinerek başlayan Bursa Belediyeler Birliği Başkanı Oktay Yılmaz, değerli misafirleri ve meslektaşlarını selamlayarak başladığı sözlerinde bugün burada sadece bir toplantı yapmak için değil, geleceği birlikte inşa etmek için bir araya geldiklerini ifade etti. Yarınların suyun bereketine emanet olduğunu vurgulayan Yılmaz, ilk insan yerleşimlerinden modern şehirlere kadar medeniyetlerin hep suyun etrafında şekillendiğini; nehir kıyısında yükselen şehirlerin ve barajlarla gelişen tarımın tarihin her adımında yer aldığını belirtti. Uludağ’ın berrak sularıyla canlanan ve Nilüfer Çayı ile bereketlenen "Yeşil Bursa"nın, Evliya Çelebi’nin "Bursa sudan ibarettir" sözüne vesile olduğunu hatırlatan Başkan Yılmaz, suyun hayatın kendisi olduğuna dikkat çekti.
"Belediyecilik Sorumluluktan Kaçmak Değil, Proje Üretmektir"
Günümüzde yaşanan su krizinin sadece iklimsel nedenlere bağlanamayacağını belirten Başkan Yılmaz, son dönemdeki gelişmelerin suyun sınırsız bir kaynak olmadığını bir kez daha gösterdiğini söyledi. İklim krizi, kuraklık, artan nüfus ve hızlı sanayileşme gibi zorluklarla karşı karşıya olunduğunu ifade eden Yılmaz, şehirlerde yaşanan su kesintilerinin sadece yağış azlığıyla açıklanamayacağını dile getirdi. Asıl sorunun planlama yapamamak, altyapıyı zamanında yenileyememek ve geleceği öngörememek olduğunu savunan Oktay Yılmaz, belediyeciliğin küresel olayları mazeret göstererek sorumluluktan kaçmak değil, bu zorlukları aşacak projeler geliştirmek olduğunu vurguladı.
"2050 Yılına Kadar Su Kaynaklarımız Yüzde 25 Azalacak"
Bursa’nın mevcut su potansiyeli ve gelecek projeksiyonları hakkında sayısal veriler paylaşan Oktay Yılmaz, Bursa’nın 3,5 milyon nüfusuyla Türkiye ekonomisinin lokomotifi olduğunu ifade etti. Devlet Su İşleri (DSİ) tarafından yürütülen projelerle şehre mevcut durumda 45 milyon metreküp su sağlandığını; yakında tamamlanacak Çınarcık Barajı ile 145 milyon metreküp, Çatalakçe ve Dereköy barajlarıyla ise 42 milyon metreküp yeni kaynağın kazandırılacağını belirtti. Ancak bu rakamların sadece bugünü kurtaracağını söyleyen Yılmaz, Su Yönetimi Genel Müdürlüğü verilerine göre 2050 yılına kadar su kaynaklarının %25 azalacağını, buna karşın su talebinin %50 artacağını öngördüklerini bildirdi. Bu yıl ortalama yağışların %40,6 oranında azaldığına ve kişi başı su tüketim dengesinin değiştiğine dikkat çeken Başkan Yılmaz, sorumluluklarının ağırlığının altını çizdi.
"Su Yönetimi Sadece Çevre Meselesi Değil, Toplumsal Huzurun Teminatıdır"
Suyun stratejik öneminin sanayiden sağlığa kadar her alanı doğrudan etkilediğini vurgulayan Yılmaz, su olmadan tarımın, üretimin, istihdamın ve hijyenin mümkün olamayacağını söyledi. Su yönetiminin yalnızca bir çevre meselesi olmadığını, aynı zamanda bir yönetim kabiliyeti ve gelecek nesillere bakış açısı olduğunu ifade eden Yılmaz; altyapı yatırımlarının uzun vadeli planlanması, kayıp-kaçak oranlarının düşürülmesi ve alternatif su kaynaklarının stratejik yatırım alanı olarak görülmesi gerektiğini belirtti. Tüm bu süreçlerin bilimsel verilerle ve şeffaf bir şekilde yürütülmesinin ortak bir sorumluluk olduğunu sözlerine ekledi.
"Bu Çalıştaydan Çıkacak Sonuçları Raflarda Bırakmayacağız"
Çalıştayın temel hedeflerini ve çözüm odaklı yaklaşımını özetleyen Başkan Oktay Yılmaz, burada su güvenliğinin artırılması, arıtma sistemlerinin güçlendirilmesi, tarım ve sanayide verimlilik ile toplumda tasarruf bilincinin geliştirilmesi gibi kritik sorulara cevap arayacaklarını belirtti. Hedeflerinin sadece konuşmak değil, bilimsel ve gerçekçi yaklaşımlarla somut sonuçlar üretmek olduğunu vurgulayan Yılmaz, yapılacak her önerinin sadece Bursa için değil Türkiye için de bir yol haritası teşkil etmesini temenni etti. "Gelecek su ile inşa edilecektir" diyen Başkan Yılmaz, çalıştaydan çıkacak her uygulanabilir öneriyi kararlılıkla hayata geçireceklerini ifade ederek konuşmasını tamamladı.

"2019'dan Günümüze Uzanan Su Yönetimi Vizyonu"
Konuşmasına MMG’nin su yönetimi alanındaki stratejik adımlarına değinerek başlayan Genel Başkan Yavuz Sarı, 2019 yılından itibaren su ekosistemi ve yönetimi konularında yoğun bir çalışma dönemine girdiklerini belirtti. Bu süreçte özellikle havza bazlı projeler ve iş birlikleriyle sorunların tespiti noktasında farklı çözüm yolları geliştirdiklerini ifade eden Sarı, Avrupa Birliği normları ve küresel standartlar çerçevesinde su ekosisteminin korunmasının öncelikleri olduğunu vurguladı. Bursa ve çevresindeki sanayi bölgelerinde, üniversitelerde ve çeşitli kamu mecralarında yürüttükleri faaliyetlerle paydaşların sürece aktif katılımını sağladıklarını dile getiren Başkan Sarı, su kaynaklarının verimli kullanılması adına son 10 yılda önemli bir ekosistem oluşturduklarına dikkat çekti.
"Akademik İş Birlikleri ve Havza Bazlı Çözümler"
Üniversiteler ve yerel yönetimlerle kurulan akademik ortaklıkların projelerdeki belirleyici rolünü vurgulayan Yavuz Sarı, özellikle havza yönetimi temelinde bilimsel analizler yapmak için geniş kapsamlı çalışma grupları kurduklarını söyledi. Çevre finansı ve mühendislik disiplinleri çerçevesinde Bursa’daki üniversitelerle ortak toplantılar düzenlediklerini belirten Sarı; kampüslerden belediyelere, teknik yetkililerden akademisyenlere kadar geniş bir yelpazede iş birliği yaptıklarını ifade etti. Saha dernekleri ve kurumsal yapılarla yürütülen bu koordinasyonun, su yönetiminde sevk ve idare kabiliyetini artırdığını belirten Yavuz Sarı, bilimsel veriler ışığında hazırlanan projelendirme analizlerinin süreklilik arz etmesi gerektiğini bildirdi.
"Sorunların Doğru Tespiti ve Raporların Uygulanabilirliği"
Hazırlanan stratejik raporların sadece teoride kalmaması, sahada karşılık bulması gerektiğini ifade eden Başkan Sarı, çözüm önerilerinin hayata geçirilmesi konusunda kararlı bir takip süreci yürüteceklerini belirtti. Sorunların doğru tespit edilmesinin ve buna bağlı olarak geliştirilen çözüm önerilerinin uygulamada süreklilik kazanmasının şart olduğunu vurgulayan Sarı; etkinliğin sağlanması, çeşitli teşviklerin devreye alınması ve bu süreçlerin MMG (rapor metninde TCK olarak geçen takip mekanizması) tarafından titizlikle takip edileceğini ifade etti. Raporların uygulanması noktasında karşılaşılan engellerin aşılması için kurumsal bir irade ortaya koyduklarını söyleyen Yavuz Sarı, toplumsal fayda için teknolojinin hızla ekonomiye entegre edilmesi gerektiğini dile getirdi.
"Geleceğin Teknolojileriyle Su Kaynaklarının Korunması"
Su arıtma ve şebeke teknolojilerindeki yeniliklerin yerel yönetimlerde yaygınlaştırılması gerektiğini savunan Yavuz Sarı, üretimden tüketime kadar tüm süreçlerde akıllı teknolojilerin kullanılmasının önemine değindi. Şehirlerin su altyapısının modernize edilmesi ve arıtma teknolojilerinin üretim kapasitesinin artırılmasının gelecekte çok daha büyük bir öneme sahip olacağını belirten Sarı, bu konuyu sürekli gündemde tutacaklarını ve katkılarını artıracaklarını ifade etti. İstanbul ve Bursa eksenli çalışmalarla su tüketimindeki sorunları minimize etmek için daha fazla gayret göstereceklerini vurgulayan Genel Başkan Yavuz Sarı, ciddi projeler ve mühendislik çözümleriyle suyun geleceğini güvence altına alacaklarını sözlerine ekledi.

"İklim Krizi Karşısında Dünya Olarak 25 Yıl Geç Kaldık"
Konuşmasına küresel iklim krizinin ulaştığı kritik seviyeye dikkat çekerek başlayan Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, tüm paydaşların katılımıyla gerçekleştirilen bu çalıştayın sonuçlarının Bursa’nın geleceği için hayati önem taşıdığını belirtti. Dünya Meteoroloji Örgütü’nün verilerine göre, 2050 yılı için öngörülen sıcaklık değerlerine şimdiden yaklaşıldığını ifade eden Bozbey, insanlığın çözüm üretme noktasında çeyrek asır geride kaldığını vurguladı. Bilim insanlarının Akdeniz havzasını iklim değişikliğinden en çok etkilenecek bölgeler arasında gösterdiğini hatırlatan Başkan Bozbey, fosil yakıtlardan bir an önce kurtulmanın ve iklim risklerine karşı ortak hareket etmenin bir zorunluluk haline geldiğini dile getirdi.
"Türkiye, Sanılanın Aksine Su Zengini Bir Ülke Değildir"
Türkiye’nin su potansiyeli ve çölleşme riski üzerine hazırlanan bilimsel raporlara değinen Başkan Bozbey, ülkemizin 2040 yılına kadar kuraklık riski sıralamasında en yüksek riskli ülkeler kategorisine gireceğinin öngörüldüğünü söyledi. Yapılan araştırmaların Türkiye’nin %88’inin çölleşme riskiyle karşı karşıya olduğunu ve kişi başına düşen yıllık su miktarının hızla azaldığını gösterdiğini belirten Bozbey, Türkiye’nin su zengini değil, "su sıkıntısı çeken" bir ülke konumunda olduğunun altını çizdi. Nüfus artışıyla birlikte bu miktarın 2050 yılında bin metreküpün altına düşmesinin beklendiğini ifade eden Mustafa Bozbey, Birleşmiş Milletler raporlarının "küresel su ihtilafı" olarak tanımladığı geri dönülmez bir sürece girildiğine dair uyarılarını paylaştı.
"Barajlarımızdaki Su Miktarı Bir Yılda Yüzde 30 Azaldı"
Bursa’nın yerel su kaynaklarındaki çarpıcı düşüşü sayısal verilerle ortaya koyan Mustafa Bozbey, 2024 ve 2025 yıllarının Ekim ayları kıyaslandığında barajlardaki doluluk oranının bir yıl içinde %30 azaldığını ifade etti. Doğancı ve Nilüfer barajlarının bazı dönemlerde sıfır seviyesine kadar gerilediğini ve yağış miktarında son 20 yılda belirgin bir artış gözlenmediğini belirten Bozbey, 2026 yılının bir önceki yıldan daha sıcak geçeceği yönündeki bilimsel tahminlere dikkat çekti. Bursa’nın artık bir "su şehri" olduğu varsayımıyla hareket edilemeyeceğini vurgulayan Başkan Bozbey, kentin su kaynaklarını korumak için bilimsel ve somut projelerin hayata geçirilmesinin bir tercih değil, zorunluluk olduğunu ifade etti.
"Su Asla Siyaset Malzemesi Yapılmamalıdır"
Su yönetiminin siyaset üstü bir anlayışla ele alınması gerektiğini savunan Başkan Mustafa Bozbey, Bursa’nın geleceğini kurtaracak projelerin genel ve yerel yönetim iş birliğiyle yürütülmesinin şart olduğunu söyledi. Bursa’nın en büyük su havzasına sahip olan Çınarcık Barajı’nın önemine değinen ve emeği geçenlere teşekkür eden Bozbey, bu havzaların korunması için madencilik faaliyetlerine karşı kararlı bir duruş sergilenmesi gerektiğini belirtti. Her yeni maden ocağının su kaynaklarını kirlettiğini ifade eden Bozbey, yeraltı su seviyesinin 250 metre aşağıya düşmesi nedeniyle Bursa Ovası’nın her yıl 6 santimetre çöktüğünü ve bu bilimsel gerçeğin ekolojik denge için büyük bir tehdit oluşturduğunu sözlerine ekledi.
"Vahşi Sulamayı Terk Edip Modern Tekniklere Geçmek Zorundayız"
Su kullanımında sanayi, tarım ve konut dengesinin yeniden kurulması gerektiğini ifade eden Mustafa Bozbey, toplam su tüketiminin %70’inin tarımda gerçekleştiğini hatırlatarak vahşi sulamanın bir an önce sonlandırılması çağrısında bulundu. Sanayide ise kullanılan suyun geri kazanımı ve döngüsel ekonomi modelinin uygulanması için ortak projelerin destekleneceğini belirten Bozbey, "al-kullan-at" paradigmasından "geri kazan ve yeniden değerlendir" anlayışına geçilmesi gerektiğini savundu. Atık su arıtma tesislerini bir yük olarak değil, bir kaynak yönetim süreci olarak gördüklerini söyleyen Bozbey, çalıştaydan çıkacak yol haritasının Bursa’nın su geleceğini inşa edeceğini belirterek konuşmasını tamamladı.







Yorumlar