Pancar Deposu’nda gerçekleştirilen etkinlikte söyleşi serisinin yürütücüsü Doç. Dr. Levent Ünsaldı, 20. yüzyıl düşünce dünyasını etkileyen Levi-Strauss’un fikirlerini katılımcılarla paylaştı. Ünsaldı, modern felsefenin merkezinde yer alan “özne” kavramını Levi-Strauss’un yaklaşımı üzerinden değerlendirdi.
Söyleşide, insanın dünyayı kendi bilinciyle kuran özgür bir aktör olduğu fikrine eleştirel bir bakış sunuldu. Ünsaldı, Levi-Strauss’un görüşlerine değinerek bireyin dil ve kültür gibi kendisinden önce var olan yapılar içinde yer aldığını ve bu geniş yapıların insan davranışları üzerinde etkili olduğunu ifade etti.
Etkinlikte ayrıca sosyoloji ile antropolojinin araştırma yaklaşımları arasındaki farklar da ele alındı. Antropolojinin yerel örneklerden hareketle insanlığa dair ortak özellikleri ortaya koyma çabası üzerinde duruldu. Kültürel farklılıkların arkasında bulunan ortak zihinsel yapının ise mitler, ikili karşıtlıklar ve sembolik sistemler üzerinden işlediği anlatıldı.
“İlkel ve uygar ayrımı yoktur”
Söyleşide toplumsal yaşamın temelini oluşturan iletişim ve mübadele ilişkileri de değerlendirildi. Doç. Dr. Levent Ünsaldı, kelimelerin, metaların ve akrabalık bağlarının dolaşımı üzerinden oluşan toplumsal ağların toplumların oluşumunda önemli rol oynadığını ifade etti.
Levi-Strauss’un “ilkel” ve “uygar” toplum ayrımını reddeden yaklaşımına da değinen Ünsaldı, insan zihninin farklı coğrafya ve kültürlerde benzer bir yapısal mantıkla işlediğini belirtti.





Yorumlar