DOLAR 42,4433 EURO 49,3649 STERLİN 56,4180 GRAM ALTIN 5.663,63 BIST 100 10.914,65 BITCOIN $90.956
Facebook TwitterX Instagram YouTube

Arama Haber Code Logo Arama

HABERLER

Yenişehir Kirazlıyayla’daki atık barajı alarm veriyor: “ÇED RAPORU ÇELİŞKİLİ RİSK KONTROL ALTINDA DEĞİL”

Bursa’nın Yenişehir ilçesine bağlı Kirazlıyayla Mahallesi’nde faaliyet gösteren maden tesisine ait yaklaşık 4 milyon metreküp kapasiteli atık barajında meydana gelen hasarın ardından tehlikeli atıkların çevreye yayıldığına ilişkin tespitler, bölgede yaşayan vatandaşlar başta olmak üzere kamuoyunda ciddi endişe yaratmıştı. Olayın üzerinden günler geçmesine rağmen yetkili kurumlardan kapsamlı ve kamuoyunu tatmin edecek bir açıklama yapılmazken, Jeoloji Mühendisleri Odası Güney Marmara Şubesi Başkanı Mehmet Yıldız, yaşanan sürece ilişkin Uludağ Gazetesi’ne özel açıklamalarda bulundu.

Giriş: 30.01.2026 11:41 | Güncelleme: 30.01.2026 16:30
Paylaş
Yenişehir Kirazlıyayla’daki atık barajı alarm veriyor: “ÇED RAPORU ÇELİŞKİLİ RİSK KONTROL ALTINDA DEĞİL”

ÖZEL HABER: Zeynep Sude YAVUZ

Yaşananların yalnızca teknik bir arıza olarak değerlendirilmesinin eksik bir yaklaşım olacağını vurgulayan Yıldız, ortaya çıkan tablonun uzun süredir dile getirilen bilimsel ve teknik uyarıların dikkate alınmamasının bir sonucu olduğunu söyledi. Bölgede yaşayan vatandaşların tarım arazilerinde tahribat yaşandığını, su kaynaklarıyla ilgili ciddi şüpheler bulunduğunu dile getirdiğini hatırlatan Yıldız, “Bugün yaşananlar anlık ya da beklenmedik bir durum değil. Kirazlıyayla’da yaşayan vatandaşlar uzun süredir hem arazilerinde hem de çevresel koşullarda bozulmalar olduğunu ifade ediyor. Ancak bu şikâyetler bugüne kadar yeterince karşılık bulmadı. Gelinen noktada riskin giderek büyüdüğünü görüyoruz” dedi.


Atık barajına ilişkin ÇED raporlarının incelendiğinde önemli çelişkiler içerdiğini belirten Yıldız, özellikle atık su yönetimi konusunda ciddi belirsizlikler bulunduğunu vurguladı. Yıldız, “ÇED raporuna baktığımızda aynı metin içerisinde birbiriyle örtüşmeyen değerlendirmeler görüyoruz. Raporlarda bir yandan atık su oluşmayacağı öne sürülüyor, diğer yandan bu suyun nasıl arıtılacağına, nasıl geri kazanılacağına ya da hangi sistemlerle kontrol altına alınacağına dair somut bir teknik altyapı tanımlanmıyor. Bu yaklaşım bilimsel gerçeklerle örtüşmez ve sahadaki riskleri artırır” değerlendirmesinde bulundu.

Hasarın ardından çevreye yayıldığı belirtilen atıkların içeriğinin henüz net olarak ortaya konulmadığına dikkat çeken Yıldız, kapsamlı ve bağımsız analizlerin acilen başlatılması gerektiğini söyledi. “Bu aşamada yalnızca görsel incelemelerle ya da yüzeysel değerlendirmelerle ‘tehlike yok’ denemez” diyen Yıldız, “Hayvanlardan, yeraltı ve yerüstü su kaynaklarından, tarım ürünlerinden numuneler alınmalı. Bu atıkların içinde hangi maddelerin bulunduğu, bu maddelerin ne ölçüde zehirli olduğu ve insan sağlığına nasıl etkiler yaratabileceği bilimsel verilerle ortaya konulmalı ve kamuoyuyla açık şekilde paylaşılmalıdır” ifadelerini kullandı.

Bölgenin jeolojik yapısının da göz ardı edilmemesi gerektiğini vurgulayan Yıldız, mevcut durumun olası bir deprem ya da büyük bir doğal afet senaryosunda çok daha ağır sonuçlar doğurabileceğini belirtti. Büyük bir afet yaşanmadan dahi bu ölçekte bir riskle karşı karşıya kalınmasının son derece düşündürücü olduğunu ifade eden Yıldız, denetim ve yaptırım mekanizmalarının yetersizliğinin de bu süreçte belirleyici olduğunu dile getirdi.


Olayın ardından yetkili kurumlardan kamuoyunu bilgilendirecek kapsamlı bir açıklama yapılmamasını eleştiren Yıldız, çevre ve halk sağlığını ilgilendiren bu tür olaylarda şeffaflığın hayati öneme sahip olduğunu söyledi. Yıldız, “Aradan günler geçmesine rağmen vatandaşın riskin boyutunu net biçimde öğrenebileceği bir resmi açıklama yapılmış değil. Ayrıca caydırıcı yaptırımlar uygulanmadığı sürece benzer sorunların tekrar yaşanması kaçınılmaz hale geliyor” diye konuştu.


ÇED süreçlerinin yerel yönetimlere bağlı olmadığını hatırlatan Yıldız, buna rağmen sahada görev yapan kamu kurumlarıyla sürekli iletişim ve iş birliği içinde olduklarını belirterek, “ÇED raporları merkezi bir süreç üzerinden yürütülüyor olabilir ancak bu durum, sahadaki kurumların sürecin dışında kaldığı anlamına gelmez. Aksine, çevredeki tüm birimlerle dirsek teması halinde olunması, sahadaki gelişmelerin anlık olarak izlenmesi ve olası risklere karşı ortak bir refleks geliştirilmesi büyük önem taşıyor” ifadelerini kullandı.


Konu ile ilgili Yenişehir Belediye Başkanı Ercan ÖZEL şu açıklamaları yapmıştı; “Burada atık barajı yapılmasına Kirazlıyayla Mahalle sakinlerimizle birlikte karşı durduk. Yıllar önce buranın çökebileceğine, çevreye ve halk sağlığına karşı riskler oluşturduğunu özellikle belirttik. Tarih ne yazık ki bizi haklı çıkardı. Bugün gelinen noktada, kimyasal ve ağır metal içerikli atık toprağa ve suya karıştı. Yenişehir Belediyesi olarak hukuki ve idari tüm süreçleri yakından takip etmeye devam edeceğiz. Çevre kirliliğine neden olan ihmaller zincirinin üzeri örtülemez, hemşehrilerimizin sağlığı ve doğamız için gereği neyse yapılacak.”


Konuya ilişkin ek olarak Bursa Barosu Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu Başkanı Av. Eralp ATABEK'in de açıklaması şu şekilde; "Nihai ÇED olumlu kararının iptali için açılan dava uzun ve yıpratıcı bir yargılama sürecine sahne oldu. Yargılama boyunca hazırlanan bilirkişi raporlarının büyük çoğunluğu şirket aleyhine olmasına rağmen Bursa’daki mahkemeler davayı iki kez reddetti. Bu kararlar Danıştay tarafından bozuldu. Son aşamada Bursa mahkemesi de bilirkişi raporları doğrultusunda ikna olarak davayı kabul etti. Ancak bu kez ÇED davalarına bakan Danıştay dairesi değiştirildi ve dava kesin olarak reddedildi. Bunun üzerine köylüler adına Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulunduk. Yaklaşık bir yıldır bu başvuruya ilişkin yanıt bekliyoruz."

Yorumlar

Haber Arama