Açıklamada, son günlerde etkili olan şiddetli lodos nedeniyle kent genelinde birçok yapıda çatı kaplamalarının yerinden söküldüğü, cephe kaplama elemanlarının koptuğu, balkon korkulukları ve çeşitli yapı bileşenlerinin savrularak ciddi riskler oluşturduğu belirtildi. Hasarların önemli bir bölümünün yeni yapılmış binalarda meydana gelmiş olmasının, yapı üretim sürecine ilişkin ciddi soru işaretleri doğurduğuna dikkat çekildi.
Mimarlar Odası, yürürlükteki mevzuatın yapıların deprem, rüzgâr ve diğer çevresel etkiler dikkate alınarak projelendirilmesini, uygulanmasını ve denetlenmesini zorunlu kıldığını hatırlattı. Bu kapsamda çatı sistemleri, cephe kaplamaları, korkuluklar ve benzeri yapı bileşenlerinin proje, detay, malzeme seçimi ve uygulama açısından ilgili standartlara uygun olması gerektiği vurgulandı.
Açıklamada ayrıca, binalara sonradan izinsiz şekilde eklenen metal çatılar, çatı yükseltmeleri ve benzeri müdahalelerin; mimari ve statik projelerden, teknik uzman görüşlerinden ve yapı denetim süreçlerinden yoksun biçimde yapılmasının son derece riskli olduğu ifade edildi. Bu tür uygulamaların, yapıların taşıyıcı sistem dengesini bozduğu ve özellikle rüzgâr yükleri altında ciddi güvenlik sorunlarına yol açtığı belirtildi.
Yaşanan hasarların; proje aşamasında çevresel etkilerin yeterince dikkate alınmadığını, uygulama sürecinde malzeme kalitesi, bağlantı detayları ve işçilik açısından eksiklikler bulunduğunu ve yapı üretim ile denetim mekanizmalarının yeterli etkinlikte işlemediğini açıkça gösterdiği kaydedildi.
Lodosun olağan bir meteorolojik olay olduğuna dikkat çekilen açıklamada, olağan doğa koşullarının olağan dışı yapısal hasarlara neden olmasının kabul edilemez olduğu vurgulandı. Bu tür hasarların yalnızca yapıların bütünlüğünü değil, kamusal alanlarda can ve mal güvenliğini de doğrudan tehdit ettiği ifade edildi.
Mimarlar Odası, yapı üretim sürecinin tüm aşamalarında mevzuatın eksiksiz uygulanması, yapı denetim sisteminin bağımsızlık ve niteliğinin güçlendirilmesi, cephe ve çatı gibi yapı elemanlarının tali değil, yapı güvenliğinin ayrılmaz bir parçası olarak ele alınması gerektiğini vurguladı. Açıklama, bilimsel ve teknik esaslara dayalı, kamu yararını önceleyen bir yapı üretim anlayışının acil ve ertelenemez bir gereklilik olduğunun altı çizilerek son buldu.





Yorumlar