Türkiye’nin jeolojik konumu gereği yüksek deprem riski taşıdığını hatırlatan Demir, yaşanan büyük afetlerde kayıpların önemli bölümünün insan kaynaklı ihmallerden kaynaklandığını belirtti. “Deprem bir doğa olayıdır; ancak yıkımın boyutunu insan belirler” dedi.
“Risk sadece afet anıyla sınırlı değil”
Deprem riskinin yalnızca afet anına indirgenemeyeceğini ifade eden Demir, planlama, tasarım, uygulama ve denetim süreçlerinin bütüncül bir yaklaşımla ele alınması gerektiğini kaydetti.
Güvenli şehirlerin doğru planlama, nitelikli yapılaşma ve etkin denetim mekanizmalarıyla mümkün olabileceğini vurgulayan Demir, kısa vadeli maliyet hesaplarıyla yapılan ihmallerin uzun vadede telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğurduğunu dile getirdi.
Mevcut yapı stoku alarm veriyor
Mevcut yapı stokunun önemli bir bölümünün güncel deprem yönetmeliklerine uygun olmadığını belirten Demir, özellikle eski ve mühendislik hizmeti almamış yapıların ciddi risk oluşturduğunu söyledi.
Riskli yapıların bilimsel veriler ışığında tespit edilmesi, güçlendirme ve kentsel dönüşüm süreçlerinin kararlılıkla yürütülmesi gerektiğini ifade eden Demir, yapı denetim sisteminin bürokratik bir formalite olarak görülmemesi gerektiğinin altını çizdi.
Toplumsal bilinç ve iş birliği çağrısı
Depreme dirençli kentlerin yalnızca teknik düzenlemelerle değil, toplumsal bilinçle mümkün olacağını kaydeden Demir, vatandaşların oturdukları binaların durumu hakkında bilgi sahibi olması gerektiğini belirtti.
Kamu kurumları, yerel yönetimler, meslek odaları ve sivil toplum kuruluşları arasında güçlü bir iş birliği çağrısında bulunan Demir, İMSİAD ve İMSİFED olarak güvenli yapılaşma konusunda kararlılıkla çalışmaya devam edeceklerini ifade etti.






Yorumlar