Türkiye’nin son 10 yıllık ortalama büyüme hızının yaklaşık yüzde 3,5 seviyesinde kaldığını belirten Aslan, bu büyümenin üretim ve verimlilikten çok tüketim ve harcamalar üzerinden gerçekleştiğini ifade etti. Avrupa ülkeleriyle kıyaslandığında mevcut büyüme modelinin vatandaşın refahını artırmadığını dile getiren Aslan, “Vatandaşın mutfağındaki yangın ile açıklanan ekonomik veriler arasında ciddi bir fark var. Bu makas her geçen gün daha da açılıyor” dedi.
Sanayi ve Teknoloji Bakanı’nın 10 Mart 2026 tarihinde yaptığı “Türkiye’yi yüksek katma değerli üretimin merkezi haline getirdik” yönündeki açıklamalarını da değerlendiren Aslan, mevcut verilerin farklı bir tablo ortaya koyduğunu öne sürdü. Türkiye’de yüksek teknolojiye dayalı üretimin toplam sanayi içindeki payının yaklaşık yüzde 3,5 seviyesinde olduğunu belirten Aslan, bu oranın Almanya’da yüzde 10 civarında bulunduğunu söyledi.
Sanayi üretim endeksinde aşağı yönlü bir eğilim olduğunu savunan Aslan, “Sanayimiz güç kaybediyor. Gerçek tabloyu görmeli ve buna göre acil önlemler alınmalıdır” ifadelerini kullandı.
Ekonomideki sorunların aşılması için yüksek teknolojiye dayalı üretim ve nitelikli insan kaynağının önemine dikkat çeken Aslan, elektrikli ulaşım sistemleri, batarya teknolojileri, yazılım, bilişim ve biyoteknoloji gibi alanlarda Türkiye’nin hızlı bir atılım yapması gerektiğini dile getirdi.
Basın açıklamasının sonunda Türkiye’nin üretim gücünü artırmasının hayati önem taşıdığını vurgulayan Aslan, “Kendi ayakları üzerinde duran, üreten ve katma değer oluşturan bir ülke olmak zorundayız. Milletimizin refahını artıracak politikalar için çalışmaya devam edeceğiz” dedi.





Yorumlar