DOLAR 42,4433 EURO 49,3649 STERLİN 56,4180 GRAM ALTIN 5.663,63 BIST 100 10.914,65 BITCOIN $90.956
Facebook TwitterX Instagram YouTube

Arama Haber Code Logo Arama

HABERLER

Susurluk: Bir Kazadan Fazlası

Susurluk kazası, Türkiye’nin yakın tarihindeki en kritik dönemeçlerden biridir. 1996’da meydana gelen bu trafik kazası, devlet–mafya–siyaset üçgenindeki ilişkileri görünür kılarak kamuoyunda “Susurluk Skandalı” olarak anılmıştır. Olayın önemi, bir kazadan öte, çok daha fazlasını açığa çıkarmasında yatar.

Giriş: 02.02.2026 10:27
Paylaş
Susurluk: Bir Kazadan Fazlası

Kazanın Portresi

Balıkesir’in Susurluk ilçesinde, kasım ayının serin bir akşamıydı. Yol, karanlıkta uzayıp gidiyor; farların ışığı asfaltı az çok aydınlatsa da akşamın karanlığı görme mesafesini kısıtlıyordu. 06 AC 600 plakalı Mercedes otomobil, hızla ilerliyordu. İçinde birbirine hiç benzemeyen ama aynı kaderin içine düşmüş/düşürülmüş dört kişi vardı: Bir milletvekili, bir emniyet müdürü, bir mafya lideri ve genç bir kadın:

Abdullah Çatlı – Organize suç lideri, çeşitli davalarda adı geçen bir figür.
Hüseyin Kocadağ – Emniyet müdürü.
Sedat Bucak – DYP milletvekili ve aşiret lideri.
Gonca Us – Çatlı’nın yanında bulunan genç kadın.
Tarih: 3 Kasım 1996, saat 19.25 suları.
Yer: Susurluk, Balıkesir.
Sonuç: Çatlı, Kocadağ ve Us hayatını kaybetti; Bucak yaralı kurtuldu.

Neden “Skandal

O akşamki kazada, sadece bir otomobil bir tıra çarpmakla kalmadı, bir ülkenin hafızası da sarsıldı. Kazada üç kişi hayatını kaybetti, biri yaralı kurtuldu; ama asıl “yaralı” olan toplumdu: Herkes iç içe geçmiş aynı soruları soruyordu: “Devletin gölgesinde kimler dolaşıyor?” ve de “Devlet kimlerin gölgesinde var olma savaşı veriyor?

Medya, Sınıfını Geçer Gibi Oldu Ancak Sonuçta Çuvalladı

Gazeteler ve televizyonlar, kazayı bir dönüm noktası olarak işledi. Ne yazık ki yıllar içinde farklı belgeseller ve yorumlar, olayın anlamını çarpıtarak kamu hafızasında bulanıklık yarattı.

Kazanın Sembolik Değeri ve Çarpıtmalara Karşı Gerçekler

Susurluk, hâlâ “cıs” sayılan bir konu olabilir; ama anlatı, gerçeği saklamadan, sadece anımsatır. Bir kazayla başlayan sorgulama, aslında yıllardır süren bir düzenin görünür hale gelmesiydi. O gece tıra çarpan araç, aynı zamanda toplumun gözünde devrilen bir güven duygusuydu.

Amacımız tarihi çarpıtmadan, kamu hafızasını tazelemek ve genç kuşaklara olayın önemini aktarmak; üslubumuz ise eleştirel ama ölçülü, yani “fincancı katırlarını ürkütmeden” olayın sembolik değerini vurgulayan bir yaklaşım.

Susurluk sonrası, TBMM’de araştırma komisyonu kuruldu, raporlar hazırlandı; ancak kamuoyunun beklediği ölçüde hesaplaşma gerçekleşmedi.

Kazadan Sonrası

Kazadan sonra sokaklarda “Temiz toplum istiyoruz!” sloganları atıldı. İnsanlar, devletin içindeki kirli ilişkilerin açığa çıkmasını istedi. TBMM’de araştırma komisyonları kuruldu, raporlar yazıldı. Ama raporların dili, halkın beklentisini karşılamaktan uzaktı. Aynımedyada olduğu bibi!

Uğur Mumcu’nun Kaleminden Susurluk ve Toplumun Hafızası

"Bir Mercedes, Susurluk yolunda devrildi. İçinde bir milletvekili, bir emniyet müdürü ve bir mafya lideri vardı. Bu, sıradan bir kaza değildi. Bu, devletin karanlık yüzünün bir anlığına görünmesiydi." Şimşeğin anlık aydınlatması gibi.

Uğur Mumcu kaleminden kazayı, bir trafik olayı değil, bir fotoğraf olarak görürüz. O fotoğraf, devletin içindeki gölgeleri, mafya ile siyasetin kesiştiği noktaları ve halkın gözünde devrilen güveni gösterir.

Mumcu’nun üslubu sert ama ölçülüdür. Hakaret etmez, ama gerçeği saklamaz. Onun kalemiyle Susurluk anlatısı şöyle şekillenir: "Susurluk, bir kazanın adı değil; bir ülkenin vicdanında açılan yaradır. O yara kapanmadıkça, toplumun hafızası hep kanayacaktır."
Susurluk, bize bir kez daha hatırlatıyor: Gerçekleri bilmeden, demokrasiyi savunamayız. Mumcu’nun dünya literatürüne geçen söylemi gibi: "Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunmaz."

Bu olay, genç kuşaklara anlatılmalıdır; genç kuşaklar da bir zahmet hiç değilse yakın geçmişini öğrenmeli, sorgulamalıdır; hafıza böyle gelişir, şekillenir. Hafıza geleceği şekillendirdiği için önemlidir, değerlidir. Susurluk, bize şeffaflık ve hesap verebilirlik olmadan demokrasinin ayakta kalamayacağını hatırlatır. Yeni Susurlukların olmaması için haydi bilgi sahibi olmaya!

Ecz. Arif Yayla

Yorumlar

Haber Arama